Bazı şeylerin kıymetini bilemiyoruz biz. Ailenin, arkadaşların, aşkın ama en önemlisi zamanın.
En çokta ben bilmiyorum bu zamanın kıymetini. Yıllardır nasolsa karşıma bir fırsat daha çıkar diye erteleyip duruyorum bazı şeyleri. Ancak o fırsat hiç bir zaman çıkmıyor.
Anneannem birde şunu derdi; hata yapabilirsin ancak o hatanın izini silemezsin. Bundada çok haklıymış be!
Hayatımızı bembeyaz bir sayfa olarak düşünelim. Yazdığımız yazılarda yaptıklarımız. O yerine A yazdığımızı düşenelim birde buda hatamız oluyor. Silgi yaptıklarımızı düzeltmeye çalışmamızı temsil ediyor bu örneklemde. Evet hatamızı düzeltiyoruz ancak o bembeyaz sayfada o O harfi genede belli oluyor. Silikte olsa kalıyor hep.
Çok hata yaptım. Yapmamam gereken hatalar yaptım. Bunun yüzünden kimseyi suçlayamam tek suçlu kendimdim. O bembeyaz sayfayı mahfetmiştim bir kere geri dönüşü yoktu. Her gece oturup ağlıyor naptım ben diyordum. Dışarı çıkmıyor, yemek dahi yemiyordum. Sonra bir gün durdum ağlayarak hiçbir yere varamazdın kalk ve silgini al şu eline yaptığın boklukları temizle.
O gün kalktım ve silgimi aldım elime o üstü karalamalarla dolu sayfayı silmeye başladım. Herşeyi düzelttim derken o sayfaya baktığımda izleri gördüm. Birgün yüzüme vurulmak üzere hazır bekleyen izler. Bir kere daha dedim meğer anneannem haklıymış.
Bir sözünü daha hiç unutmam anneannemin; güvenme kimseye. Annene, babana, kardeşine hatta bana bile, düşünce kimse olmaz yanında.
Tabi bunları bana anlattığında 7 yaşında bir çocuğum unuttum haliyle, güvendim herkese. Dost diye yanımda gezdirdim. Ailem diye tanıttım. Yapmamalıymışım. Dost dediklerim vurdu benim sırtımdan, ailem dediklerim bıraktı beni yarı yolda. Düştüğümde gerçekten kimse yoktu yanımda. Tek başıma bir çukurda cebeleşirken onlar merdiven uzatacaklarına üstüme toprak attılar. Dedim anneannem bunların hepsini nerden biliyormuş.
Çok konuşur benim anneannem, ama boş konuşmaz. Bazen çenesiyle sıkar insanı yeter be kadın sus artık dersin. Ama dinlersen o konuşmaları hep bir ders çıkarırsın. Küçükken saçlarımı ördürmek için dinler gibi yapardım sadece. Çocuktum, işim nasihat dinlemek değildi, oyun oynayıp, hayal kurmaktı. Bende öyle yapmıştım arada dinliyormuş gibi yapıp hayal kurdum.
Gene depresyonda olduğum bir dönemde anneannem odama gelip bana sarılıp küçükken verdiği öğütleri tekrar etti. Aylardan Temmuzdu. Bu sefer dinledim onu. Aslında anneannem olacakları sanki önceden görmüş gibiydi. Bütün yapma dediklerini yapmış dedikleri başıma gelmişti. O gün yataktan kalkıp elime bir kağıt alıp anneannemin nasihatlerini yazdım. Yıllardır sırdaşım olan günlüğümün arasına koyup yatağımın en derinliklerine yolladım onu.
Yazımın başında dedim ya, zaman işte ne kadar önemli. Zamanında dinleseydim bunlar olmazdı dedim bir gün. Anneannem bunu duydu ve şunu dedi: iyiki duymamıssın ki bunları yaşamıssın. Eğer dinleseydin bunların değerini anlayamazdın. O gün tekrar dedim meğer anneannem haklıymış