23 Ağustos 2017 Çarşamba

Güç Kavramı

Bugün bir arkadaşımla konuşurken bana sen hiç güçlü değilsin diye bir hitapta bulundu. Oturup düşündüm, çünkü yıllardır kendimi ben çok güçlü bir kızım diye avutur dururum.

Gerçekten güçlü müydüm? Yıllardır yaşadığım olayları korkmadan anlatıp sizde kendinizin ki ne dert mi diyorsunuz diye birçok kere konuştum. Evet, zamanın da yaşadığım olaylar o yaşta ki bir çocuk için ağır olaylardı. Ancak ya şimdi?

Yaş dayanmışken 21’e artık o yüklerin altında eziliyor muydum? Her gece baba diye ağlıyor muydum artık? Kalbime ilk zaman ki gibi nefes alamama hissi veriyor muydu? Hayır, hiç sanmıyorum.

Evet, 8 yaşındayken bu olaylar canımı acıtıyordu. Ve gene evet o zaman güçlü bir çocuktum. Ancak şu anda ki sulu göz halimle güçlüyüm diyemiyorum ne yazık ki.

O zaman kafam da şu soru beliriyor; Güç zamanla kaybedilen bir şey mi?

Çocukken dönüp düşünmeyeceğim olaylara şu anda 2 hafta ağlayabiliyorum.

Bana ne olmuştu böyle? Güçsüzleşmiş miydim yoksa yaşadıklarımı mı unutuyordum.

Yaşadıklarımı unuttuğumu sanmıyorum. Çünkü hala en keskin rüyalarıma girip hıçkırarak uyanmamın sebebidir kendileri.

Ve buradan da güç kavramının yaşla ve yaşananla orantılı olduğunu çıkarıyorum. Ne kadar acı çekersen o kadar güçlenirsin. Ruhun acıyı hissetmeyi kestiğin de veya acı eskiye göre azaldığında da eski gücünü kaybedip daha kırılgan olursun.

Evet, bugünkü olaya değinmeden de geçmemek lazım tabii ki de;

Bugün erkek olan bir arkadaşım(ısrarla söylüyorum arkadaşım sevgilim değil. Annem blogu takip ediyor) benim kalbimi çok fena kırdı. Bende üzülüp ağladım. Bunu şahit olan bir arkadaşım da sen çok güçsüzsün diye söyleyiverdi.

Evet, o anda güçsüzdüm. Ve evet o anda ağladım. Ama sen o anda benim neler hissettiğimi hiç bilmedin. O anda eski olayların tekrar gözümün önüne geldiğini, terk edilmeye alışmış bu ruhun tekrar ne hissettiğini hiçbir zaman anlamadın.

Ağladım çünkü canım yandı. Ağladım çünkü tekrar terk edildim. Ağladım çünkü her seferinde tamir etmeye çalıştığım o kalp tekrar paramparça oldu.

Evet, ben eskisi kadar güçlü değilim. Olamam da. Çünkü başıma gelebilecek çoğu olayı çok erken yaşta yaşadım.

Ancak genel olarak güçlü bir kızım ben. Çünkü korkmadan, utanmadan yaşadığım her şeyi anlatabilecek bir cesaretim var. Ve bence ‘’cesaret eşittir güç’’tür.


25 Şubat 2017 Cumartesi

Tekrardan Babama...

Son zamanlarda içimde gereksiz bir sıkıntı var. Sürekli ağlamaklı bir havadayım. Sebebini bilmiyorum nidaları atmaya gerek yok aslına bakarsanız. Sebebini gayet iyi biliyordum.

En son Mayıs ayında attığım yazıyı babam Kasım ayında keşfetti. Babam benimle birlikte ağladı. İlk defa. Aha dedim bu adam sanırım beni seviyor. Oysa gözüm çabuk açıldı. Tabi ki de sevdiğinden gelmedi. Bana işi düşmüştü ve ben o işi yapamayınca ilk fırsatta gene bıraktı beni.

İşte o günden beri eski bunalımlı halime geri döndüm. Ah tabi ki de insanlara maskemi çıkarmadım. Hiç çıkarır mıyım? İnsanlar her zaman ki mutlu kız yanlarında sandılar. Öyle miydi cidden? Bence değildi.

Canım acıyordu, içim yanıyordu ve ben hiç bir şey yapmadan öylece gülüyordum. Elimden hiç bir şey gelmiyordu. Akşamları gözyaşlarımın makyajımı ve yastığımı mahvetmesine izin veriyordum. İşte o zaman anladım. Kızlar babalarından en çok bir odaya kapanıp ağladıklarında nefret ederlermiş.
Nefret diyorum ama nefret değildi bu. Nefret olmuyordu bir türlü. Keşke nefret olsaydı. Nefret olsaydı belki de bu kadar acıtmazdı. Nefret olsaydı bu kadar üzemezdi beni, ağlatmaz, her gün daha da yakmazdı. Baba sen beni insanlardan gelen darbelere üzülmeyecek kadar üzdün, o yüzden nefretime saygı duy.

Ah başka bir konuya daha girmek istiyorum büyük müsaadenizle. Beş ay önce güzel bir ilişki yaşadım, ama tabi ki de her güzel ilişkinin sonu hüsrandır. Neyse bu daha sonra girilecek daha başka bir konu, ayrılık sürecim baya bir sancılı geçti. Dedim ki beni neden sevmedin. Bana dedi ki seni baban bile sevmemiş ben mi sevecektim. Üzüldüm, kırıldım, canım acıdı. İlk önce babam sevmedi beni, sonra bir adam geldi çatlaklarla dolu kalbimi paramparça etti ve gitti. Toparlayamadım ondan sonra işte.

Birde şu konu var; ailen ve kızın. Kızların değil kızın. Çünkü ben senin hiçbir zaman çocuğun olamadım. Sen ben hariç herkese baba oldun ben ise uzaktan hep izledim. Ben bana yapmadığın her şeyi, diğer kızına yaparken gördüm. Şimdi size soruyorum sevgili okurlarım; Hangi aldığım nefes yaşadığımı kanıtlar.

Bana çocuk diyenlere sıradaki paragrafım. Bilir misiniz, sizi bu yaşa babanız getirmediyse, elinizden bir kere tutmadıysa düştüğünüzde, o düştüğünüz yerdeki ufacık çocuk olarak kalıyorsunuz. Çünkü perdeleri güneş, kızları babaları yıpratır. Beni de sen yıprattın. Beni hiç büyümeyen bir çocuk olarak bıraktın. Ben babam varken babasız yaşayan küçük bir çocuğum.

Sevgili baba, sen kırıldığım noktaları hiç bilmeyeceksin. Herkes bilecek ancak sen hiç bilemeyeceksin.