Son zamanlarda içimde gereksiz bir sıkıntı var. Sürekli ağlamaklı
bir havadayım. Sebebini bilmiyorum nidaları atmaya gerek yok aslına bakarsanız.
Sebebini gayet iyi biliyordum.
En son Mayıs ayında attığım yazıyı babam Kasım ayında
keşfetti. Babam benimle birlikte ağladı. İlk defa. Aha dedim bu adam sanırım
beni seviyor. Oysa gözüm çabuk açıldı. Tabi ki de sevdiğinden gelmedi. Bana işi
düşmüştü ve ben o işi yapamayınca ilk fırsatta gene bıraktı beni.
İşte o günden beri eski bunalımlı halime geri döndüm. Ah tabi
ki de insanlara maskemi çıkarmadım. Hiç çıkarır mıyım? İnsanlar her zaman ki
mutlu kız yanlarında sandılar. Öyle miydi cidden? Bence değildi.
Canım acıyordu, içim yanıyordu ve ben hiç bir şey yapmadan
öylece gülüyordum. Elimden hiç bir şey gelmiyordu. Akşamları gözyaşlarımın
makyajımı ve yastığımı mahvetmesine izin veriyordum. İşte o zaman anladım.
Kızlar babalarından en çok bir odaya kapanıp ağladıklarında nefret ederlermiş.
Nefret diyorum ama nefret değildi bu. Nefret olmuyordu bir
türlü. Keşke nefret olsaydı. Nefret olsaydı belki de bu kadar acıtmazdı. Nefret
olsaydı bu kadar üzemezdi beni, ağlatmaz, her gün daha da yakmazdı. Baba sen
beni insanlardan gelen darbelere üzülmeyecek kadar üzdün, o yüzden nefretime
saygı duy.
Ah başka bir konuya daha girmek istiyorum büyük müsaadenizle.
Beş ay önce güzel bir ilişki yaşadım, ama tabi ki de her güzel ilişkinin sonu
hüsrandır. Neyse bu daha sonra girilecek daha başka bir konu, ayrılık sürecim
baya bir sancılı geçti. Dedim ki beni neden sevmedin. Bana dedi ki seni baban
bile sevmemiş ben mi sevecektim. Üzüldüm, kırıldım, canım acıdı. İlk önce babam
sevmedi beni, sonra bir adam geldi çatlaklarla dolu kalbimi paramparça etti ve
gitti. Toparlayamadım ondan sonra işte.
Birde şu konu var; ailen ve kızın. Kızların değil kızın. Çünkü
ben senin hiçbir zaman çocuğun olamadım. Sen ben hariç herkese baba oldun ben
ise uzaktan hep izledim. Ben bana yapmadığın her şeyi, diğer kızına yaparken
gördüm. Şimdi size soruyorum sevgili okurlarım; Hangi aldığım nefes yaşadığımı
kanıtlar.
Bana çocuk diyenlere sıradaki paragrafım. Bilir misiniz,
sizi bu yaşa babanız getirmediyse, elinizden bir kere tutmadıysa düştüğünüzde,
o düştüğünüz yerdeki ufacık çocuk olarak kalıyorsunuz. Çünkü perdeleri güneş,
kızları babaları yıpratır. Beni de sen yıprattın. Beni hiç büyümeyen bir çocuk
olarak bıraktın. Ben babam varken babasız yaşayan küçük bir çocuğum.
Sevgili baba, sen kırıldığım noktaları hiç bilmeyeceksin. Herkes
bilecek ancak sen hiç bilemeyeceksin.