23 Ağustos 2017 Çarşamba

Güç Kavramı

Bugün bir arkadaşımla konuşurken bana sen hiç güçlü değilsin diye bir hitapta bulundu. Oturup düşündüm, çünkü yıllardır kendimi ben çok güçlü bir kızım diye avutur dururum.

Gerçekten güçlü müydüm? Yıllardır yaşadığım olayları korkmadan anlatıp sizde kendinizin ki ne dert mi diyorsunuz diye birçok kere konuştum. Evet, zamanın da yaşadığım olaylar o yaşta ki bir çocuk için ağır olaylardı. Ancak ya şimdi?

Yaş dayanmışken 21’e artık o yüklerin altında eziliyor muydum? Her gece baba diye ağlıyor muydum artık? Kalbime ilk zaman ki gibi nefes alamama hissi veriyor muydu? Hayır, hiç sanmıyorum.

Evet, 8 yaşındayken bu olaylar canımı acıtıyordu. Ve gene evet o zaman güçlü bir çocuktum. Ancak şu anda ki sulu göz halimle güçlüyüm diyemiyorum ne yazık ki.

O zaman kafam da şu soru beliriyor; Güç zamanla kaybedilen bir şey mi?

Çocukken dönüp düşünmeyeceğim olaylara şu anda 2 hafta ağlayabiliyorum.

Bana ne olmuştu böyle? Güçsüzleşmiş miydim yoksa yaşadıklarımı mı unutuyordum.

Yaşadıklarımı unuttuğumu sanmıyorum. Çünkü hala en keskin rüyalarıma girip hıçkırarak uyanmamın sebebidir kendileri.

Ve buradan da güç kavramının yaşla ve yaşananla orantılı olduğunu çıkarıyorum. Ne kadar acı çekersen o kadar güçlenirsin. Ruhun acıyı hissetmeyi kestiğin de veya acı eskiye göre azaldığında da eski gücünü kaybedip daha kırılgan olursun.

Evet, bugünkü olaya değinmeden de geçmemek lazım tabii ki de;

Bugün erkek olan bir arkadaşım(ısrarla söylüyorum arkadaşım sevgilim değil. Annem blogu takip ediyor) benim kalbimi çok fena kırdı. Bende üzülüp ağladım. Bunu şahit olan bir arkadaşım da sen çok güçsüzsün diye söyleyiverdi.

Evet, o anda güçsüzdüm. Ve evet o anda ağladım. Ama sen o anda benim neler hissettiğimi hiç bilmedin. O anda eski olayların tekrar gözümün önüne geldiğini, terk edilmeye alışmış bu ruhun tekrar ne hissettiğini hiçbir zaman anlamadın.

Ağladım çünkü canım yandı. Ağladım çünkü tekrar terk edildim. Ağladım çünkü her seferinde tamir etmeye çalıştığım o kalp tekrar paramparça oldu.

Evet, ben eskisi kadar güçlü değilim. Olamam da. Çünkü başıma gelebilecek çoğu olayı çok erken yaşta yaşadım.

Ancak genel olarak güçlü bir kızım ben. Çünkü korkmadan, utanmadan yaşadığım her şeyi anlatabilecek bir cesaretim var. Ve bence ‘’cesaret eşittir güç’’tür.


25 Şubat 2017 Cumartesi

Tekrardan Babama...

Son zamanlarda içimde gereksiz bir sıkıntı var. Sürekli ağlamaklı bir havadayım. Sebebini bilmiyorum nidaları atmaya gerek yok aslına bakarsanız. Sebebini gayet iyi biliyordum.

En son Mayıs ayında attığım yazıyı babam Kasım ayında keşfetti. Babam benimle birlikte ağladı. İlk defa. Aha dedim bu adam sanırım beni seviyor. Oysa gözüm çabuk açıldı. Tabi ki de sevdiğinden gelmedi. Bana işi düşmüştü ve ben o işi yapamayınca ilk fırsatta gene bıraktı beni.

İşte o günden beri eski bunalımlı halime geri döndüm. Ah tabi ki de insanlara maskemi çıkarmadım. Hiç çıkarır mıyım? İnsanlar her zaman ki mutlu kız yanlarında sandılar. Öyle miydi cidden? Bence değildi.

Canım acıyordu, içim yanıyordu ve ben hiç bir şey yapmadan öylece gülüyordum. Elimden hiç bir şey gelmiyordu. Akşamları gözyaşlarımın makyajımı ve yastığımı mahvetmesine izin veriyordum. İşte o zaman anladım. Kızlar babalarından en çok bir odaya kapanıp ağladıklarında nefret ederlermiş.
Nefret diyorum ama nefret değildi bu. Nefret olmuyordu bir türlü. Keşke nefret olsaydı. Nefret olsaydı belki de bu kadar acıtmazdı. Nefret olsaydı bu kadar üzemezdi beni, ağlatmaz, her gün daha da yakmazdı. Baba sen beni insanlardan gelen darbelere üzülmeyecek kadar üzdün, o yüzden nefretime saygı duy.

Ah başka bir konuya daha girmek istiyorum büyük müsaadenizle. Beş ay önce güzel bir ilişki yaşadım, ama tabi ki de her güzel ilişkinin sonu hüsrandır. Neyse bu daha sonra girilecek daha başka bir konu, ayrılık sürecim baya bir sancılı geçti. Dedim ki beni neden sevmedin. Bana dedi ki seni baban bile sevmemiş ben mi sevecektim. Üzüldüm, kırıldım, canım acıdı. İlk önce babam sevmedi beni, sonra bir adam geldi çatlaklarla dolu kalbimi paramparça etti ve gitti. Toparlayamadım ondan sonra işte.

Birde şu konu var; ailen ve kızın. Kızların değil kızın. Çünkü ben senin hiçbir zaman çocuğun olamadım. Sen ben hariç herkese baba oldun ben ise uzaktan hep izledim. Ben bana yapmadığın her şeyi, diğer kızına yaparken gördüm. Şimdi size soruyorum sevgili okurlarım; Hangi aldığım nefes yaşadığımı kanıtlar.

Bana çocuk diyenlere sıradaki paragrafım. Bilir misiniz, sizi bu yaşa babanız getirmediyse, elinizden bir kere tutmadıysa düştüğünüzde, o düştüğünüz yerdeki ufacık çocuk olarak kalıyorsunuz. Çünkü perdeleri güneş, kızları babaları yıpratır. Beni de sen yıprattın. Beni hiç büyümeyen bir çocuk olarak bıraktın. Ben babam varken babasız yaşayan küçük bir çocuğum.

Sevgili baba, sen kırıldığım noktaları hiç bilmeyeceksin. Herkes bilecek ancak sen hiç bilemeyeceksin.


23 Mayıs 2016 Pazartesi

Babama Mektuplar

1
Sevgili Baba
Bu yazdıklarımı bir gün okur musun bilemiyorum. Ancak umarım okursun. Bu yazacağım satırlarda sana söyleyemediklerim, gerçek duygu ve düşüncelerim var.
Evet, gerçek duygu ve düşüncelerim. Çünkü ben sana her zaman yalan söyledim baba.
Seni sevmiyorum derken, mutluyum derken, hayır ağlamadım derken. Bunların hepsi yalandı baba.
Diyorum ya umarım bunları bir gün fırsat bulur okursun baba.
Sevgilerle
-A
2
Sevgili Baba
Gene ben…
Hatırlıyor musun, bana sen beni hiç sevmiyorsun demiştin.
Ben seni çok sevdim baba, sen beni hiç sevmediğin için seni sevmiyormuş taklidi yaptım. Nasıl sevmem? Sen ki her gece benim ağlayarak uyanmamı sağlayan adamsın.
Sevgilerle
-A
3
Sevgili Baba
Küçük kızlar babalarını kahraman olarak görürler. Okulda senin kahramanın kim diye sorunca babam derler.
İşte ben bunu diyemedim hiç. Evet, içimde sen benim için her zaman bir süper kahramandın ancak ben bunu dışa hiç vuramadım.
Keşke vurabilseydim. Keşke korkmadan benim kahramanım babam diye bilseydim.
Ama diyemedim işte.
Sana küçük bir sır vereyim mi?
Sen hala benim süper kahramanımsın. Ancak bunu hala dile getiremiyorum. Umarım küçük kızın dile getirebilir.
Sevgilerle
-A
4
Sevgili Baba
Aslında sana her zaman babişko demek istemişimdir.
Bir kere cesaretimi toplayıp demiştim. Sen ise herkesin korkmasını sağlayan o çatık kaşlı haline gelip bana kızmıştın.
Seninle ilgili unutamadığım küçük hatırlardan biri buda.
Sana bir sır daha vereceğim.
Sana çatık kaş yakışmıyor. Biliyorum baban size karşı hep çatık kaşlıydı. Size karşı hep sertti.
Ancak unutma sen o değilsin. Sen kendinsin. Lütfen kaşlarını çatma sana yakışmıyor.
Sevgilerle
-A
5
Sevgili Baba
Bazı şarkıları dinlemek istemiyorum. Bana acı veriyorlar.
Ama dinliyorum hem de ard arda.
Neden inan bilmiyorum. Ama onları dinlerken seni hatırlıyorum. Ve değiştirmek istemiyorum.
Sonra gözümden iki damla yaş geliyor.
Kendine hâkim ol diyorum, ancak başaramıyorum, ağlıyorum.
Sevgilerle
-A
6
Sevgili Baba
Bu güne kadar ne yaptıysam kendimi sana kanıtlamaya çalıştım.
Ancak pek başarılı olduğum söylenemez.
Evet, zeki bir öğrenci değildim. Spor veya resim yeteneğim yoktu.
Ama benimde bir şeye yeteneğim vardı; yazmak.
Sen onu yetenekten saydın mı bilmiyorum. Ancak şu anda yazma yeteneğim olmasaydı bunları bilmeyecektin.
Söyler misin beni niye hep birileriyle kıyasladın, beni niye olduğum gibi kabullenmedin?
Sevgilerle
-A
7
Sevgili Baba
Beni niye sevmediğini anlıyorum aslında biliyor musun?
Ben sana her zaman karşı çıktım baba. Hayatımı senin istediklerin doğrultusunda değil de kendi isteklerim doğrultusunda ilerlettim.
Senin dediğin bölümü okumadım. Senin dediğin tercihleri değiştirdim. Sana inat başka bir şehirde yaşamaya başladım.
Ama hayallerimin peşinden gitmeseydim bu vicdan azabıyla sen yaşayabilecek miydin?
Evet, eğer senin istediklerini yapsaydım belki de şu anda yanında olacaktım. Bunları yazmama gerek kalmayacaktı. Ama beni tanıdığını varsayıyorum ki ben ömür boyu bunları yüzüne vuracaktım.
Sırf senin için hayallerimin peşinden gidiyorum baba. Sırf senin için…
Sevgilerle
-A
8
Sevgili Baba
Ben çok hatalar yaptım. Belki beni bu yüzden sevmedin bilemiyorum bununla ilgili hala birkaç şüphem var çünkü.
Senden ne bekledim biliyor musun? O hataları yaptığımda bana sırt çevirmen yerine gelip bana sarılmanı ve hepsi geçecek demeni, ben yanındayım demeni bekledim.
Demeyeceğini biliyordum ancak bekledim işte.
Belki dedim, belki der dedim. Ama sen demedin.
Hatalarım sonucunda canım çok yandı baba. Ama asıl canımı yakan senin de bana sırtını çevirmendi.
Sevgilerle
-A
9
Sevgili Baba
Bana makyaj yapma, çirkin oluyorsun derdin.
Ben ne yaptım peki; makyaj yaptım, saçımı boyattım.
Hadi ama senin anarşik kızından beklenecek hareketler değil mi bunlar?
Ah babacım ah!
Keşke yanımda olsaydın da ben doğal kalsaydım. O kopkoyu bordo rujun arkasına sığınmasaydım. Keşke kahverengi saçlı kalabilseydim, iki sokak bile öteden belli olan turuncu olmasaydım. Keşke koyu kahve gözlerime bakabilseydim gururla, ancak ben kendi göz rengime ancak mavi lenslerimi takarken bakabiliyorum.
Keşke sana bu kadar benzemeseydim de doğal kalabilseydim baba.
Sevgilerle
-A
10
Sevgili Baba
Şu ana kadar beni sevmedin dediğim yerlerin hepsini çöpe at, sen beni sevdin.
Sadece benim sevgimin yanında senin ki bana yetmedi. Sen kendince beni sevdin ama yetmedi. Bir şeyler hep eksik kaldı.
Bir gün kendime yetiririm diye bekledim, bende yapamadım.
Yollarımız belki de bu yüzden ayrıldı.
Sevgilerle
-A
11
Sevgili Baba
İlkokul dan gelen bir alışkanlıkla cumaları okula gidemiyorum.
Tabii ki de bununda bir hikâyesi var.
Her Cuma babalar kızlarını okuldan almaya gelirdi.
Beni ise anneannem ve dedem.
Bütün yol boyunca ağlardım.
Keşke beni bir kere okuldan alsaydın da ben Cuma günlerinden nefret etmeseydim.
Keşke…
Sevgilerle
-A
12
Sevgili Baba
Kimse bu güne kadar beni havaalanında karşılamadı.
Al işte bir kalbimi kıran noktada bu.
Beni niye hiç karşılamaya gelmedin baba?
Ailesi onları karşılamaya gelen insanlardan hep nefret ettim. Çünkü ben tek başıma servise binip eve kadar tek başıma gelmek zorundaydım.
Ve o evde sende yoktun…
Seninle belki iki gün sonra  belki de döneceğim gün görüşürdük.
Peki, kaç dakika?
Sadece beş.
Beni sevmedin demek istemiyorum ancak beni bu kadar mı sevmedin baba?
Sevgilerle
-A
13
Sevgili Baba
Şimdi biraz eskilere gideceğim, beş yıl öncesine.
Ben hastalanmıştım. Yürüyemiyordum.
Biliyor musun? Sen benim yanımdasın diye ben hasta olmama sevindim. Keşke hep böyle kalsam dedim.
Neden çünkü sen yanımdaydın. İlk defa ailemin hepsi yanımdaydı ve kavga etmiyordunuz.
Sonra şu sözleri söyledin; yalan söylüyor, sınavda başarısız olacağını anladı numara yapıyor.
Dünyam başıma yıkıldı baba benim.
Ama sen bunu bilmiyorsun işte.
Genç bir kızın hayatını mahvettiğini bilmiyorsun.
Sevgilerle
-A
14
Sevgili Baba
Aslına bakarsan tekrar evlenip bir çocuğun olduğu için sana kızgın değilim. Kırgınım ancak kızgın değilim.
Çünkü sen yıllar önce benden ümidi zaten kestin.
Kendine yeni bir hayat kurman pek te şaşırtıcı değil.
Beni o hayatta istememeni de anlıyorum. Sonuçta ben insanların hayatını mahveden biriyim değil mi?
Sevgilerle
-A
15
Sevgili Baba
Ben babasız büyüdüm dediğimde kızıyorsun, ancak söylesene benim önemli anlarımda neredeydin?
Benim için çok önemli dediğim hiçbir anda yoktun baba.
Ah ama şimdi hakkını yemeyelim mezuniyetime geldin. Tam başlarken.
Bir ara gelmeyeceğini düşünmüştüm. Son dakika geldin. Biter bitmezde tebrik edip gittin.
Oysa bütün gece gözümün kapıda olduğunu bilmiyordun. Seni görünce yüzümde ki gülümsemeyi bilmiyordun. Giderken arkandan bakışımı bilmiyordun.
Sen şu ana kadar hissettiğim hiçbir şeyi bilmiyordun.
Sevgilerle
-A
16
Sevgili Baba

Benim uyku düzenime sinir olduğunu biliyorum.
Çok fazla uyuduğumu düşünüyorsun.
Eğer benim uyumama uyku dersek evet çok uyuyorum.
Ancak ben her gözlerimi kapadığım andan en geç bir saat sonra çığlık atarak uyanıyorum.
Çünkü her gece sen giriyorsun rüyama sana koşmaya çalıştıkça uzaklaşıyorsun.
Uyanıyorum iki posta ağlayıp tekrar uyuyorum böyle devam ediyor zaman.
Korkunç değil mi?
Bence de.
Sevgilerle
-A
17
Sevgili Baba
Her karanlık gecenin bir sabahı vardır demiş büyüklerden biri.
Ben o sabahın geleceğinden ümidimi kestim.
Uzun zamandır karanlıktayım ve ben karanlıktan korkarım baba.
Sevgilerle
-A
18
Sevgili Baba
Seni o kadar özledim ki.
Beni azarlamanı, kızgın bakan gözlerini, o iğneleyici ses tonunu…
Ben seni öyle sevdim işte.
Sen beni özledin mi bilmiyorum ancak.
Özlediysen bir şeyler yap ben burada seni bekliyorum.
Sevgilerle
-A

19
Sevgili Baba
Sen ne kadar kabul etmek istemesen de beni bu hale sen getirdin. Yaptığın kısıtlamalarla kendi hedeflerime ulaşma gayretini senden aldım. Bunun için sana teşekkür ederim.
Sevgilerle
-A
20
Sevgili Baba
İnternetten arkadaş edinmeme kızdığını çok iyi biliyorum.
Ancak senin istediğin insanlardan bin kat daha iyi burada ki insanlar.
Merak etme güvendeyim ve hala uyuşturucuya başlamadım.
Sevgilerle
-A
21
Sevgili Baba
Sana bir sır vereceğim. Hala babasıyla yakın olan kızları gördükçe ağlıyorum.
Bunun için bana kızamazsın. Bunu bu hale sen getirdin.
Merak etme ağladığımı kimse görmüyor, kimse gerçekte ne kadar güçsüz olduğumu bilmiyor.
Sevgilerle
-A
22
Sevgili Baba
Ne kadar aksini idea etsen de ben güzel büyüdüm.
İçinde bir yerde bunun için vicdan azabı duyduğunu biliyorum. Üzülme!
Sevgilerle
-A
23
Sevgili Baba
Eskiden çocukluk resimlerime bakmayı severdim. Artık sevmiyorum.
Çünkü orada ki gülümsemelerin hepsinin sahte olduğunu düşünüyorum.
Hepsini yakmak istiyorum. Ama bunu yapacak cesaretim yok.
Sevgilerle
-A
24
Sevgili Baba
Sen çok iyi bir insansın aslında. Ben senin kadar iyi olamıyorum kusura bakma.
Sevgilerle
-A
25
Sevgili Baba
Bu yaşıma kadar ki yirmi oldum, en merak ettiğim şey senin gençken nasıl biri olduğundur.
Nasıl giyinirdin, neler yemekten zevk alırdın, neler dinlerdin, en çok ne yapmaktan zevk alırdın.
Sende benim gibi bir asiydin bence. Yoksa bu huyumu kimden alacağım.
Sevgilerle
-A
26
Sevgili Baba
İnsanlar niye çok kitap okuduğumu merak ediyorlar.
Çok kitap okuyorum çünkü seni düşünmediğim tek an o zaman.
Ama onlar bunu bilmiyorlar. Büyük ihtimalle de bilmeyecekler.
Sevgilerle
-A
27
Sevgili Baba
Harry Potter filmini sevmemin bir nedeni de bütün filmlerine beraber gitmemizdir.
Yeni filmi çıkıyor baba.
Söylesene ben bu sefer kimle gideceğim.
Bu arada ben hiçbir zaman Gryffindor olamadım. Ben hep Slytherindim. İnkar etme sende her zaman bir Slytherindin. Bunu çok iyi biliyorum.
Sevgilerle
-A

28
Sevgili Baba
Hala çizgi film izlememe kızdığını biliyorum.
Hatta yirmi yaşındasın biraz yaşının kızı ol dediğini duyar gibiyim.
Hadi ama sen içindeki çocuğu öldürmüş olabilirsin ancak ben öldürmedim öldürmeyi de düşünmüyorum.
Ne kadar kızsan da yaşlanana kadar çizgi film izlemeye devam edeceğim.
Sevgilerle
-A

29
Sevgili Baba
Ölmekten korkuyorum. Bu yüzden birçok kere intihar etmekten vazgeçtim. Ancak bir gün olurda cesareti mi bulursam; Yalnız ölmeme izin verme.
Sevgilerle
-A
30
Sevgili Baba
Bu hayatta ki en büyük korkum seninle vedalaşamadan ölmen. Sana seni sevdiğimi söyleyemeden ölürsen ne yaparım bilmiyorum.
Bu güne kadar ki tüm kâbuslarım bununla ilgiliydi.
Söylesene sen ölürsen ne olacak?
Senin cenazene bile gelemeyeceğim. Buna yüzüm yok. Büyük ihtimal herkes gittikten sonra gelir mezarının başında ağlayacağım.
Sen hep seni sevmediğimi zannedeceksin.
Belki de ölene kadar beni hiç görmeyeceksin.
Ya senden önce ben ölürsem ne olacak.
Aynı şeyler senin içinde geçerli baba.
Eğer ölürsem şunları bil;
1-Seni her zaman, herkesten daha çok sevdim.
2-Sana kesinlikle kızgın değilim. Kırgınım ancak kızgın değilim.
3- Ne olursa olsun iyi ki sen benim babamdın.
4- Geceleri gelip başımda beni beklediğini biliyordum. Sadece fazla iyi bir oyuncuydum.
5- Ve biliyorum ki yalnız ölmeme izin vermedin.
Seni Seviyorum Babacım.
Sevgilerle
-A




03.05.2016
SEVGİLERLE

-A

7 Aralık 2015 Pazartesi

Meğer Anneannem Haklıymış

Küçükken anneannem beni kucağına oturtturur ve zaman çok hızlı geçiyor, her anının değerini bil! Derdi. O zamanlar inanmazdım, sallıyor birşeyler derdim. Meğer anneannem haklıymış. Zaman cidden çok hızlı geçiyormuş. 
Bazı şeylerin kıymetini bilemiyoruz biz. Ailenin, arkadaşların, aşkın ama en önemlisi zamanın. 
En çokta ben bilmiyorum bu zamanın kıymetini. Yıllardır nasolsa karşıma bir fırsat daha çıkar diye erteleyip duruyorum bazı şeyleri. Ancak o fırsat hiç bir zaman çıkmıyor. 

Anneannem birde şunu derdi; hata yapabilirsin ancak o hatanın izini silemezsin. Bundada çok haklıymış be! 
Hayatımızı bembeyaz bir sayfa olarak düşünelim. Yazdığımız yazılarda yaptıklarımız. O yerine A yazdığımızı düşenelim birde buda hatamız oluyor. Silgi yaptıklarımızı düzeltmeye çalışmamızı temsil ediyor bu örneklemde. Evet hatamızı düzeltiyoruz ancak o bembeyaz sayfada o O harfi genede belli oluyor. Silikte olsa kalıyor hep.
Çok hata yaptım. Yapmamam gereken hatalar yaptım. Bunun yüzünden kimseyi suçlayamam tek suçlu kendimdim. O bembeyaz sayfayı mahfetmiştim bir kere geri dönüşü yoktu. Her gece oturup ağlıyor naptım ben diyordum. Dışarı çıkmıyor, yemek dahi yemiyordum. Sonra bir gün durdum ağlayarak hiçbir yere varamazdın kalk ve silgini al şu eline yaptığın boklukları temizle.
O gün kalktım ve silgimi aldım elime o üstü karalamalarla dolu sayfayı silmeye başladım. Herşeyi düzelttim derken o sayfaya baktığımda izleri gördüm. Birgün yüzüme vurulmak üzere hazır bekleyen izler. Bir kere daha dedim meğer anneannem haklıymış.

Bir sözünü daha hiç unutmam anneannemin; güvenme kimseye. Annene, babana, kardeşine hatta bana bile, düşünce kimse olmaz yanında.
Tabi bunları bana anlattığında 7 yaşında bir çocuğum unuttum haliyle, güvendim herkese. Dost diye yanımda gezdirdim. Ailem diye tanıttım. Yapmamalıymışım. Dost dediklerim vurdu benim sırtımdan, ailem dediklerim bıraktı beni yarı yolda. Düştüğümde gerçekten kimse yoktu yanımda. Tek başıma bir çukurda cebeleşirken onlar merdiven uzatacaklarına üstüme toprak attılar. Dedim anneannem bunların hepsini nerden biliyormuş.

Çok konuşur benim anneannem, ama boş konuşmaz. Bazen çenesiyle sıkar insanı yeter be kadın sus artık dersin. Ama dinlersen o konuşmaları hep bir ders çıkarırsın. Küçükken saçlarımı ördürmek için dinler gibi yapardım sadece. Çocuktum, işim nasihat dinlemek değildi, oyun oynayıp, hayal kurmaktı. Bende öyle yapmıştım arada dinliyormuş gibi yapıp hayal kurdum. 

Gene depresyonda olduğum bir dönemde anneannem odama gelip bana sarılıp küçükken verdiği öğütleri tekrar etti. Aylardan Temmuzdu. Bu sefer dinledim onu. Aslında anneannem olacakları sanki önceden görmüş gibiydi. Bütün yapma dediklerini yapmış dedikleri başıma gelmişti. O gün yataktan kalkıp elime bir kağıt alıp anneannemin nasihatlerini yazdım. Yıllardır sırdaşım olan günlüğümün arasına koyup yatağımın en derinliklerine yolladım onu. 

Yazımın başında dedim ya, zaman işte ne kadar önemli. Zamanında dinleseydim bunlar olmazdı dedim bir gün. Anneannem bunu duydu ve şunu dedi: iyiki duymamıssın ki bunları yaşamıssın. Eğer dinleseydin bunların değerini anlayamazdın. O gün tekrar dedim meğer anneannem haklıymış


29 Aralık 2013 Pazar

2014 BEKLENTİLERİM

Şu günlerde bana en çok sorulan soru 2014 ten ne bekliyorsundur kuşkusuz. Ama önce 2014 ten beklediğimi düşünmek yerine 2013’ün nasıl geçtiğini düşünürüm. Az önce gene düşünüyordum ve bunları yazmalıyım dedim. İşte benim 2013 şöyle geçti;

Yeni şarkılarla tanıştım, yeni hikâyeler yazdım, yeni kitaplar okudum, yeni kitap karakterlerine âşık oldum, yeni dizilere başladım, yeni filmler izledim, binlerce hayal dünyasıyla tanıştım… Yeni yerlere gittim, yeni yemekler denedim, yeni diller öğrenmeye çalıştım pek başarılı olamadım ama… Sonra yeni bir defter aldım, yeni mağazalar gezdim, bu yıl binlerce yüz gördüm sokakta, alışveriş merkezinde, evde, ofiste her yerde binlerce surat gördüm. Binlerce adım attım. Yüzlerce sokakta dolaştım. Milyonlarca yeni bilgi öğrendim. ve daha bir çok şey yaptım. Sayısal verilere geçmek gerekirse yaklaşık olarak 1000 kere Tumblr’a girmişimdir tabi her seferinde yeni hayatlar tanımışımdı, yeni yerler görmüşümdür. Yaklaşık 1000 kere yeni bölüm izlemişimdir. Tabi bir 1000 kerede yeni bölüm heyecanı yaşamışımdır. 364 gün rüya görmüşümdür. 266 tane kitap okumuşumdur. 50000 soru çözmüşümdür bu yıl. 100 tane not yazmışımdır her yere. Birde kötüleri var.  Bu yılı gözümün önünden geçirirsem genelde hep ağladım. 100000 kere ağlamışımdır yaklaşık. Unuttuklarımda dâhil yazamayacağım kadar 0’li acılar çekmişimdir. Birçok kere kalbim kırılmıştır. 100 tane insana güvenmem gerektiğini öğrenmişimdir. Çünkü düşününce bu yıl baya kişinin gerçekte sandığım kişi olmadığını öğrendim. öğrenmek demişken öğrendiklerime geçelim güzel bir konu atlamasıyla insanların beni kullandıklarını öğrendim, bu hayatta babana bile güvenmemem gerektiğini öğrenmedim iyice hatırladım. Kardeşim dediğin insanlar seni rezil edebilir dikkat etmek gerektiğini öğrendim. İnsanlar yalan söyler bir adım önde ol kuralını öğrendim. Her şey peri masalı değil bunu da öğrendim.  ama hayatımın kontrolünün benim elimde olduğunu da öğrendim. Sanırım bu yıl en iyi öğrendiğim buydu. Şöyle bir bu yıl gözümün önüne gelince film sahnesi gibi geliyor. Oysaki hepsini ben yaşadım, ben yazdım. Ve bu yıldan tek istediğim şeye karar verdim. Geçen sene babamı diyeceğim cevabı bu yıl değiştirerek umut diyorum bu yıl evet 2014’ten tek istediğim umut. 

18 Mart 2013 Pazartesi

Yanlızlık

İnsanlar her zaman yanlız olmak kötü derler. Ama benim için öyle değil. Aksine yanlızlığı severim ben. Boş konuşan insanlardan uzak, kendimle mutluyumdur ben.
Yanlızlık kendiliğinden olan bir şey değildir. Yanlızlık bir tercihtir. Her zaman bir insan gelip seninle iletişime geçmeye çalışır. Eğer onunla konuşursan yanlız değilsindir, ama onu itersen yanlızsındır. Bende öyleyim işte. Bir kabuğum var. Sağlam bir kabuk ama daha önce hasarlar almış daha sonradan kendini toparlamış. Tekrardan kırılmasından korktuğum bir kabuk. Bundan dolayı kabuğumdan çıkamıyorum. Eğer çıkarsam tekrardan o kabuk kırılacak ve gene yaralanacağım. O yüzden yanlızlığı seçtim. Bu kimsenin değil kendi tercihimdi.
Bazen arkadaşımın olmasınıda istiyorum. Sonradan vazgeçiyorum çünkü güvenebileceğim birini bulabileceğimi düşünmüyorum. Bende kağıtlara sığınıyorum. İnsanlar seni kirletirler, kağıtlarsa senin onu kirletmene izin verirler. Benim için kağıtlar insanlardan daha gerçektir.
Yani aslında hiçbir zaman yanlız değilsindir. çünkü her zaman birşeyler vardır yanında sadece insanlar yoktur. İnsanlarada pek gerek yoktur zaten.
Evet bir bakımdan yanlızken bir bakımdan yanlız değilim. Size göre yanlızım ama kendime göre değilim.

10 Mart 2013 Pazar

Kafamdaki küçük dünya





Hiçbir zaman buraya ait olduğuma inanmadım. Küçüklükten beri her zaman kafamın içinde sığındığım bir dünya vardı. Orayi severdim çünkü kontrol bendeydi. Bir gün dansçı, bir gün şarkıcı birgün vampir veya büyücü. Küçükken bu hayattan kopmak istemediğim için bitirmedim. Ama zamanla büyüdü. Şu anda şu anda hayatımın çoğunu o dünyada geçiriyorum. Kafamın içindeki o küçük dünyada. Başlarda güzel başlamıştı. Sorunlardan kaçmak için kullanıyordum. Daha sonra büyüdü ve hayatım orası oldu. Orayi seviyorum çünkü orda kontrol bende. Orada her istediğim olabiyorum,sadece sevdiğim insanlar oluyor ve orada başarız olma korkum yok. En güzel yanıda ne zaman nerde olduğumu kimse anlamıyor. Bazen derslerde, bazen evde, bazen yürürken o dünyadayım. Sanki o dünya beynimi ele geçirmiş. Bazen burda yaşadıklarım orda olsaydı diye bile düşünüyorum.  Sonra diyorum ki zaten ben bu dünyaya ait değilim. Ben o küçük dünyaya aittim. Ordaki yaşantıya. 
Geçen yıl biriyle tanışmıştım hiç unutmam bana bu dünya için fazla zekisin demişti. Arkadaşlarımın bir elin parmaklarını geçmeyeceğini ve dertlerimi bundan içime atacağımı,bir süre sonrada delireceğimi sölemişti. Önceden adama inanmamıştım. Ama şimdi bakıyorumda gerçekten doğruymuş zamanla delirdiğimi hissediyorum. Buraya ait değilmişim gibi. Belkide gerçekten değilimdir ki. 
Buraya kadar herşey normal yıkabilirim o dünyayı diye düşünüyorum bazen. Ama bunu istemiyorum. O dünyada mutluyum o dünya benim küçük gizli sığnayım. Herkes uyuduktan sonra veya kimse yokken kapımı kapatıp o dünyaya geçiş yapmayı seviyorum. İnsanlardan bağlantimin kopmasını seviyorum. Bir süre sadece ben ve hayal gücümün kalmasını seviyorum.
Evet normal insanlardan farklıyım. Ama bu farklılığıda seviyorum. Kendimi tek özel hissettiğim konu bu. Ve eğer buraya kadar okuyupta delirmissin demissen deliliğide çok seviyorum.