15 Şubat 2013 Cuma

Bazı insanlar değişmezler



Bazı insanlar değişmezler…
Kesinlikle değişmezler… taş olsa çatlar ama onlara bir şey olmaz. Kaskatıdır onlar. Ya değişemediklerinden, ya çabalamadıklarından yada bencilliklerinden… Belkide benim kafamın basamadığı bir çok sebebten dolayı. Ama işte bazı insanlar, hiç değişmezler.
Kırar, döker, sizi üzürler… sizi üzdüklerinin farkındalardır ama ses vermezler. Bahanelere sığınırlar. Kendilerini mağdur durumunda gösterirler. Sizi hırpaladıkları halde, asıl kendilerinin hırpalandıklarını hatta en çok kendilerinin yara aldığını sölerler. Birde eşşeklik ettiğini söleyip özürde dilerler. Ama o özür öledirki… anlamsız, manasız, zerre kıymeti olmayan bir özür… ha birde o özürden sonra aynı hatayının binlerce değişik versiyonunu yaparlar.
Onlar sürekli mağduriyet ve insan hallerinden hüküm giymiş bir şekirde tavır sergilerler. Onlara göre herkes onların kötülüğünü istiyor, yanlış anlıyor, onların dediklerini anlamıyor… Herkes birlik olmuş, onların bir şey başaramaması için uğraşıyor. Halbuki onlar kendi hayatları, kariyerleri, işleri ile uğraşıyor. Ne masumdurlar onlar. Onların tek kabahatları herkesin onları yanlış anlaması… Bazen durup onların yüzüne haykırmak istiyorum. Ama bunu yaparsam gene ben suçlu çıkarım…
Hayır ben insanları değiştirmek taraftarıda değilim… Eş, dost, akraba, kardeş, arkadaş  var olduğu haliyle seviyor zaten, ben değil onlar sana sonuna kadar tolerans göstermek zorunda. İnsan olmanın asıl gayeside bu zaten… Birbirimizin kusurlarını kabullenmekten geçiyor herşey. Çünkü kusursuz olmaya ömrümüzde yetmez, gücümüz de…  Ama bu sürekli eşşeklik edenler yok mu, kendi kusurlarını başkalarının kusurlarıyla örtme derdine giriyorlar bir süre sonra.  Kendi çıkarları için herşeyi yapmaya hazır oluyorlar…
Bazı insanlar değişmez işte…
Kendilerini tekrar etmekten sıkılmazlar.
Defalarca kırılan kalplerin onarılmadığını bilemezler.
İnsanların affetmesinin ne kadar zor olduğunuda bilmezler.
Susmanın aslında bıkmış olduğunun işareti olduğunu öğrenemezler.
Sustukça üstüne çıkarlar insanın
Sustukça tepesinde zıplarlar.
Sessizliğine o kadar alışırlarken konuştuğun anda suçlu olursun… Konuşmanı istemezler. Sen sustuğun anda söz artık onlardadır.
Etrafındakiler için hiç bir şey yapmayan benciller için söz bile bulamıyorum zaten. Dünyanın sadece ve sadece kendi etrafında döndüğünü düşünen, başkalarınında onlar gibi hissettiğini düşünen insanlar kendi karanlık mutluluklarını tek başına yaşarlar… Etrafında birileri varmış gibi… Cismen var olan ama duygusal olarak tüm bağların kopmuş olduğu ilişkilerin baş kahramanıdır onlar… Herkesi kendileri gibi koyu renkli mutlulukarını yaşıyor zannederler. Onlarla mutlu olabilmenin tek yolu, yanlarında bir ölü kadar sessiz olabilmektir… Unutmadan mutluluk sadece onlarındır.
Kendi hallerinin ortaya çıkışından, dillendirilmesimden, yüzlerine vurulmasından kısaca kendileri ile başbaşa kalmaktan o kadar korkarlarki, en yakınlarını yalnız bırakmayı tercih ederler… ses olmasın diye göz göze bile gelmezler…
Onlar vardır ama uzaklardadır…
Konuşular ama cümleler dağılır gider havada… ‘’He He’’ denip geçilcek türe dönüşür…  Onlar konuşmaktan korktukları için bir süre sonra konuşmayı unuturlar çünkü.
Onlar başkalarını yalnız bırakayım derken kendileri yalnız kalırlar.
Bazıları değişmez
Bazıları hiç şaşırtmaz… Bir kez bile umduğumuzun tersinde hareket etmez.
O kadar değişmezler ki bir süre sonra varlıklarını bile hissetmessiniz. Varlıkları ile yoklukları bir olur… Gitmeleri ile kalmaları arasında tercih yapmak zorunda kalmazsanız. Ama gittiklerinde derin  bir huzur bırakırlar geride…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder