29 Aralık 2013 Pazar

2014 BEKLENTİLERİM

Şu günlerde bana en çok sorulan soru 2014 ten ne bekliyorsundur kuşkusuz. Ama önce 2014 ten beklediğimi düşünmek yerine 2013’ün nasıl geçtiğini düşünürüm. Az önce gene düşünüyordum ve bunları yazmalıyım dedim. İşte benim 2013 şöyle geçti;

Yeni şarkılarla tanıştım, yeni hikâyeler yazdım, yeni kitaplar okudum, yeni kitap karakterlerine âşık oldum, yeni dizilere başladım, yeni filmler izledim, binlerce hayal dünyasıyla tanıştım… Yeni yerlere gittim, yeni yemekler denedim, yeni diller öğrenmeye çalıştım pek başarılı olamadım ama… Sonra yeni bir defter aldım, yeni mağazalar gezdim, bu yıl binlerce yüz gördüm sokakta, alışveriş merkezinde, evde, ofiste her yerde binlerce surat gördüm. Binlerce adım attım. Yüzlerce sokakta dolaştım. Milyonlarca yeni bilgi öğrendim. ve daha bir çok şey yaptım. Sayısal verilere geçmek gerekirse yaklaşık olarak 1000 kere Tumblr’a girmişimdir tabi her seferinde yeni hayatlar tanımışımdı, yeni yerler görmüşümdür. Yaklaşık 1000 kere yeni bölüm izlemişimdir. Tabi bir 1000 kerede yeni bölüm heyecanı yaşamışımdır. 364 gün rüya görmüşümdür. 266 tane kitap okumuşumdur. 50000 soru çözmüşümdür bu yıl. 100 tane not yazmışımdır her yere. Birde kötüleri var.  Bu yılı gözümün önünden geçirirsem genelde hep ağladım. 100000 kere ağlamışımdır yaklaşık. Unuttuklarımda dâhil yazamayacağım kadar 0’li acılar çekmişimdir. Birçok kere kalbim kırılmıştır. 100 tane insana güvenmem gerektiğini öğrenmişimdir. Çünkü düşününce bu yıl baya kişinin gerçekte sandığım kişi olmadığını öğrendim. öğrenmek demişken öğrendiklerime geçelim güzel bir konu atlamasıyla insanların beni kullandıklarını öğrendim, bu hayatta babana bile güvenmemem gerektiğini öğrenmedim iyice hatırladım. Kardeşim dediğin insanlar seni rezil edebilir dikkat etmek gerektiğini öğrendim. İnsanlar yalan söyler bir adım önde ol kuralını öğrendim. Her şey peri masalı değil bunu da öğrendim.  ama hayatımın kontrolünün benim elimde olduğunu da öğrendim. Sanırım bu yıl en iyi öğrendiğim buydu. Şöyle bir bu yıl gözümün önüne gelince film sahnesi gibi geliyor. Oysaki hepsini ben yaşadım, ben yazdım. Ve bu yıldan tek istediğim şeye karar verdim. Geçen sene babamı diyeceğim cevabı bu yıl değiştirerek umut diyorum bu yıl evet 2014’ten tek istediğim umut. 

18 Mart 2013 Pazartesi

Yanlızlık

İnsanlar her zaman yanlız olmak kötü derler. Ama benim için öyle değil. Aksine yanlızlığı severim ben. Boş konuşan insanlardan uzak, kendimle mutluyumdur ben.
Yanlızlık kendiliğinden olan bir şey değildir. Yanlızlık bir tercihtir. Her zaman bir insan gelip seninle iletişime geçmeye çalışır. Eğer onunla konuşursan yanlız değilsindir, ama onu itersen yanlızsındır. Bende öyleyim işte. Bir kabuğum var. Sağlam bir kabuk ama daha önce hasarlar almış daha sonradan kendini toparlamış. Tekrardan kırılmasından korktuğum bir kabuk. Bundan dolayı kabuğumdan çıkamıyorum. Eğer çıkarsam tekrardan o kabuk kırılacak ve gene yaralanacağım. O yüzden yanlızlığı seçtim. Bu kimsenin değil kendi tercihimdi.
Bazen arkadaşımın olmasınıda istiyorum. Sonradan vazgeçiyorum çünkü güvenebileceğim birini bulabileceğimi düşünmüyorum. Bende kağıtlara sığınıyorum. İnsanlar seni kirletirler, kağıtlarsa senin onu kirletmene izin verirler. Benim için kağıtlar insanlardan daha gerçektir.
Yani aslında hiçbir zaman yanlız değilsindir. çünkü her zaman birşeyler vardır yanında sadece insanlar yoktur. İnsanlarada pek gerek yoktur zaten.
Evet bir bakımdan yanlızken bir bakımdan yanlız değilim. Size göre yanlızım ama kendime göre değilim.

10 Mart 2013 Pazar

Kafamdaki küçük dünya





Hiçbir zaman buraya ait olduğuma inanmadım. Küçüklükten beri her zaman kafamın içinde sığındığım bir dünya vardı. Orayi severdim çünkü kontrol bendeydi. Bir gün dansçı, bir gün şarkıcı birgün vampir veya büyücü. Küçükken bu hayattan kopmak istemediğim için bitirmedim. Ama zamanla büyüdü. Şu anda şu anda hayatımın çoğunu o dünyada geçiriyorum. Kafamın içindeki o küçük dünyada. Başlarda güzel başlamıştı. Sorunlardan kaçmak için kullanıyordum. Daha sonra büyüdü ve hayatım orası oldu. Orayi seviyorum çünkü orda kontrol bende. Orada her istediğim olabiyorum,sadece sevdiğim insanlar oluyor ve orada başarız olma korkum yok. En güzel yanıda ne zaman nerde olduğumu kimse anlamıyor. Bazen derslerde, bazen evde, bazen yürürken o dünyadayım. Sanki o dünya beynimi ele geçirmiş. Bazen burda yaşadıklarım orda olsaydı diye bile düşünüyorum.  Sonra diyorum ki zaten ben bu dünyaya ait değilim. Ben o küçük dünyaya aittim. Ordaki yaşantıya. 
Geçen yıl biriyle tanışmıştım hiç unutmam bana bu dünya için fazla zekisin demişti. Arkadaşlarımın bir elin parmaklarını geçmeyeceğini ve dertlerimi bundan içime atacağımı,bir süre sonrada delireceğimi sölemişti. Önceden adama inanmamıştım. Ama şimdi bakıyorumda gerçekten doğruymuş zamanla delirdiğimi hissediyorum. Buraya ait değilmişim gibi. Belkide gerçekten değilimdir ki. 
Buraya kadar herşey normal yıkabilirim o dünyayı diye düşünüyorum bazen. Ama bunu istemiyorum. O dünyada mutluyum o dünya benim küçük gizli sığnayım. Herkes uyuduktan sonra veya kimse yokken kapımı kapatıp o dünyaya geçiş yapmayı seviyorum. İnsanlardan bağlantimin kopmasını seviyorum. Bir süre sadece ben ve hayal gücümün kalmasını seviyorum.
Evet normal insanlardan farklıyım. Ama bu farklılığıda seviyorum. Kendimi tek özel hissettiğim konu bu. Ve eğer buraya kadar okuyupta delirmissin demissen deliliğide çok seviyorum.

24 Şubat 2013 Pazar

Stay Strong



Aslında bunları neden yazıyorum bilmiyorum sanırım küçüklükten beri arkadaşım olmadığı için yazmak benim kurtuluşum oldu. Belkide yazarak dertlerimden kurtulabileceğimi düşündüm.
Sorunlarımdan kurtulmak için her yolu denedim. Kendimi insanlara kapattım, onlara kötü davrandım, bir sürü kitap okudum, her dakika müzik dinledim. Kendi yapabileceğim her yolu denedim. Hatta yardım almayı bile düşündüm. Ama yapamadım kimseye açılamadım bu yüzden içimde birikti herşey bazen bu belgelere yazıldı bazen odamdaki defterlere.  Yani dertlerim için sayfaları karaladım. Ama artık hayat hikayemi söylemeye korkmuyorum.
Herşey annemle babamın boşanmasıyla başlamıştı. Buna pek üzüldüğümü söyleyemem. O zamanki kafama göre ayrılsalar bile babamla hep beraber olacağız artık kavga olmayacağıydı. 7 yaşında yanıldığımı bilemezdim ya. Babamla başta güzeldi bana 1 saatlik ilgisi bile yetiyordu. Ona aşıktım tam anlamıyla.  Sonra hayatına yeni insanlar girmeye başladı. Deli gibi kıskandım git gide görüşmemeye başladık. Ama olsun genede hergün arıyordu. O bile bana yetiyordu. Bir süre sonra aramızdaki bağlar koptu. Tam kopuşu sanırım evlenişiydi. Benden gizli bir şekilde evlenmişti babam. Bunu duyduğumda yıkıldım. Tek aşkımda elimden gitmişti. Onu o kadar seviyordum ki gitmesini istemedim. O günkü halim hiç gözümün önünden gitmez. O gün odama gidişim yatağıma yatışım ve annem duymasın diye sessizce ağlayaşım. Zaten birkaç ay sonra hastalandım. Bacaklarım hareket etmedi. Hangi doktara gittiysem kimse ne olduğunu anlamıyordu. Bu beni dahada üzüyordu. Genede bir yanım mutluydu babam benimle vakit geçiriyordu. O zaman iyiki hastalandım demiştim. O acıların içinde benim yanımdaydı  çünkü. Ama o günlerde geçti ve oda beni sonunda yalnız bıraktı. Kendimden başka kimsemin kalmadığını hissettim.  Gerçektende kimsem kalmamıştı. O zamanlar hafif kiloluydum ama 2 ay içinde zayıflamıştım. Eskiden yemeği ben isterken onlar yedirmeye çalışıyorlardı şimdi. Sanırım depresyona girmiştim. En sonunda yardım almayı kabul ettim. Beni bir psikiyatrıste götürdüler. Tam anlatmaya başlayacaktım ki yapamadım. Anlatamadım. Gene içimde birikti. Her zaman ki gibi mükemmel oyunculuğumu sergiledim. Kadın birşeyin yok dedi.  Bazen o güne dönüyorumda keşke söyleseydim diyorum. Keşke o gün anlatsaydım…
Bu olaylar olalı yaklaşık 2 yıl oluyor. Daha hastalığım teşhisi birkaç ay önce konulabildi. Ve bu hastalığın bir kurtuluşu olmadığınıda öğrendim. Olsun. Bugün olduğum yerden bakıyorumda ben değişmişim. Belki hala o kadar arkadaşım yok. Belki hala hastayım ama beni çok seven bir ailem olduğunu keşfettim. Yeni arkadaşlar edindim ve onsuzda yaşamayı öğrendim. Eskiden kırılmış biriydim ama artık kırılmadığımı biliyorum. Ben ne olursa olsun güçlü kalmıştım. belki ilk hastalandığımda kendimi bıraksaydım nerde olurdum? Bazen düşünüyorum, büyük ihtimal bileklerimi keser uyuşturucu filan kullanırdım. Aslında bileklerimi kesmeyi çok düşündüm ama yapamadım çünkü arkamda bırakacağım insanlar vardı. Şu anda en gurur duyarak söylediğim şeylerden biride ben başardım demektir. Çünkü ben kendime göre başardım. Yapabileceğimi yaptım. Herşeyi kabullendim. Ailemi,hastalığımı, yanlızlığı…
GÜÇLÜ KAL ÇÜNKÜ SEN KIRILMAMIŞSIN!

15 Şubat 2013 Cuma

artık bir yabancıydık birbirimize


Değişmiştik. 2 yıl bize yaramıştı. beni görünce gülümsedin sonra yanındakine baktın ve yüzündeki gülmeyi sildin. beni görünce şaşırmıştın sanırım. evet uzamıştım. saçlarımı yaptırıyordum hergün. aralarında renkler vardı. sen makyajı sevmezdin bilerek makyaj yapıyordum. sen doğal ol derdin hep ama ben doğal değilim 2 yıldır. sana baktım istemsizce yanındakinin elini tuttun beni görünce. kalbim acıdı. gözyaşlarımı zor tuttum.  başka birşeyle ilgilendim hatta telefonla görüşüyormuş gibi yaptım. merdivenlere ilerledin bana bakarak yanındakide bana bakıyordu. el ele merdivenden indiniz. o merdivenden inerken göz göze geldik seninle gözlerimi kaçıramadım. sen tam gözlerini ayırırken gözümden bir damla düştü. 
sen değişmiştin bende değişmiştim. birbirimizi tanıyamayacak haldeydik. sonra fark ettim ki ben seni cidden unutmuşum… sesini,kokunu,bakışlarını,yüzünü… 
ben artık ben değildim. kelimeler boğazımda düğümleniyordu. gözlerim yanıyor, bağırmak istiyordum. yapamadım hiçbirini yapamadım. orda ne bağırdım,ne konuştum nede ağladım. yapamadım kendimde o gücü bulamadım 
ama en iyi anladiğim şeyde ben artık senin küçük kızın değildim baba.

Bazı insanlar değişmezler



Bazı insanlar değişmezler…
Kesinlikle değişmezler… taş olsa çatlar ama onlara bir şey olmaz. Kaskatıdır onlar. Ya değişemediklerinden, ya çabalamadıklarından yada bencilliklerinden… Belkide benim kafamın basamadığı bir çok sebebten dolayı. Ama işte bazı insanlar, hiç değişmezler.
Kırar, döker, sizi üzürler… sizi üzdüklerinin farkındalardır ama ses vermezler. Bahanelere sığınırlar. Kendilerini mağdur durumunda gösterirler. Sizi hırpaladıkları halde, asıl kendilerinin hırpalandıklarını hatta en çok kendilerinin yara aldığını sölerler. Birde eşşeklik ettiğini söleyip özürde dilerler. Ama o özür öledirki… anlamsız, manasız, zerre kıymeti olmayan bir özür… ha birde o özürden sonra aynı hatayının binlerce değişik versiyonunu yaparlar.
Onlar sürekli mağduriyet ve insan hallerinden hüküm giymiş bir şekirde tavır sergilerler. Onlara göre herkes onların kötülüğünü istiyor, yanlış anlıyor, onların dediklerini anlamıyor… Herkes birlik olmuş, onların bir şey başaramaması için uğraşıyor. Halbuki onlar kendi hayatları, kariyerleri, işleri ile uğraşıyor. Ne masumdurlar onlar. Onların tek kabahatları herkesin onları yanlış anlaması… Bazen durup onların yüzüne haykırmak istiyorum. Ama bunu yaparsam gene ben suçlu çıkarım…
Hayır ben insanları değiştirmek taraftarıda değilim… Eş, dost, akraba, kardeş, arkadaş  var olduğu haliyle seviyor zaten, ben değil onlar sana sonuna kadar tolerans göstermek zorunda. İnsan olmanın asıl gayeside bu zaten… Birbirimizin kusurlarını kabullenmekten geçiyor herşey. Çünkü kusursuz olmaya ömrümüzde yetmez, gücümüz de…  Ama bu sürekli eşşeklik edenler yok mu, kendi kusurlarını başkalarının kusurlarıyla örtme derdine giriyorlar bir süre sonra.  Kendi çıkarları için herşeyi yapmaya hazır oluyorlar…
Bazı insanlar değişmez işte…
Kendilerini tekrar etmekten sıkılmazlar.
Defalarca kırılan kalplerin onarılmadığını bilemezler.
İnsanların affetmesinin ne kadar zor olduğunuda bilmezler.
Susmanın aslında bıkmış olduğunun işareti olduğunu öğrenemezler.
Sustukça üstüne çıkarlar insanın
Sustukça tepesinde zıplarlar.
Sessizliğine o kadar alışırlarken konuştuğun anda suçlu olursun… Konuşmanı istemezler. Sen sustuğun anda söz artık onlardadır.
Etrafındakiler için hiç bir şey yapmayan benciller için söz bile bulamıyorum zaten. Dünyanın sadece ve sadece kendi etrafında döndüğünü düşünen, başkalarınında onlar gibi hissettiğini düşünen insanlar kendi karanlık mutluluklarını tek başına yaşarlar… Etrafında birileri varmış gibi… Cismen var olan ama duygusal olarak tüm bağların kopmuş olduğu ilişkilerin baş kahramanıdır onlar… Herkesi kendileri gibi koyu renkli mutlulukarını yaşıyor zannederler. Onlarla mutlu olabilmenin tek yolu, yanlarında bir ölü kadar sessiz olabilmektir… Unutmadan mutluluk sadece onlarındır.
Kendi hallerinin ortaya çıkışından, dillendirilmesimden, yüzlerine vurulmasından kısaca kendileri ile başbaşa kalmaktan o kadar korkarlarki, en yakınlarını yalnız bırakmayı tercih ederler… ses olmasın diye göz göze bile gelmezler…
Onlar vardır ama uzaklardadır…
Konuşular ama cümleler dağılır gider havada… ‘’He He’’ denip geçilcek türe dönüşür…  Onlar konuşmaktan korktukları için bir süre sonra konuşmayı unuturlar çünkü.
Onlar başkalarını yalnız bırakayım derken kendileri yalnız kalırlar.
Bazıları değişmez
Bazıları hiç şaşırtmaz… Bir kez bile umduğumuzun tersinde hareket etmez.
O kadar değişmezler ki bir süre sonra varlıklarını bile hissetmessiniz. Varlıkları ile yoklukları bir olur… Gitmeleri ile kalmaları arasında tercih yapmak zorunda kalmazsanız. Ama gittiklerinde derin  bir huzur bırakırlar geride…